Girişimci , koşullara, ortama direnir, dağ gibi yığılmış sorunlara meydan okur. Girişimci cesurdur. Girişimcinin gözü geleceğe çevrilidir. Ama elinde geçmişin ipuçları vardır.Girişimci kişiler, toplumu ekonomiyi yenileyen gençlik aşılarıdır. Girişimci, kalitesizliğe, vasatlığa ve sıradanlığa teslim olmaz.
Girişimcilik şu sıralarda Türkiye’de en çok aranan nitelik. Çünkü Türkiye’nin 500 büyük şirketinde üretim ve iş hacmi artıyor ama istihdam ya aynı kalıyor ya azalıyor. Kamuda iş imkanları çok, çok sınırlı. Diğer taraftan her yıl 150 bin genç bir fakülte veya yüksek okuldan mezun oluyor. 500 bin genç ise askerlik görevini tamamlayarak hayata atılmaya hazırlanıyor. Bu gençlerin bir bölümü “girişimci” olmak, hem kendini kurtarmak, hem de en az 5-10 kişiye iş kapısı açmak zorunda.
Ücretli bir işe girenler de “girişimci” olmaya mecbur. Girişilen yeni projeler hem pazarı,işi büyütecek, hem de istihdamı artıracak. Ancak girişimcilik özellikle Türkiye’de kolay iş değil. Yeni bir işe başladığınızda herkesin gözü üzerinizde olur. Çoğunluk, sizin tökezlemenizi bekler. İlk sendelemede eleştiriler, öğütler başlar. Dile düşersiniz. Ona buna dert anlatmaktan işinizi yapamaz olursunuz.Ancak yenilgi de girişimciliğin bir parçası.
Amerika’da her yeni kurulan beş firmanın üçü, üç yıl içinde kapanıyor. Başarıszılıktan ders alanlar ise sonraki denemelerinde büyümenin yolunu buluyor.Girişimcilikte başarılı olmanın kesin bir reçetesi yok tabii. Ancak aşağıdaki kural ve ilkelere uyduğunuz takdirde, başarısızlık ihtimali büyük ölçüde azalabilir:
Ayna sınavına girin: Bir işe giriştiğinizde siz, sizin Bu nedenle önce kendinize bir “ayna sınavı” uygulayın. Kendinizi şöyle bir değerlendirin ve şu soruyu sorun: ” Ben bir patron olsam, aynadaki kişiyi bir işin başına getirir miydim?” Sonra sorulara devam edin: -Bende bağımsılık tutkusu gerçekten güçlü mü? Yoksa bir tatlı huzur peşinde miyim? -Bir iş için gerekli fiziksel ve
Pazardaki boşlukları bulun: Değişen insan ve toplum, ihtiyaç haritasını sürekli değiştiriyor. Yeni trendler, eski ihtiyaçlarıı değiştirirken, yenilerini ortaya çıkarıyor. Bu değişim sırasında pazar haritasında doğan boşlukları görmeye gayret edin. Uzmanların “niş pazarlaması” (niche-marketing) dediği bu çalışma size hızlı büyüme sağlayabilecek alanları rakiplerinizden önce görmenizi sağlayacak.Bir fil gibi büyük olan ama yavaş hareket eden dev şirketlere göre sizin çabuk davranma avantajınız var. Tabii, bir ceylan gibi duyarlı, atik ve hızlı olabilirseniz…
Sevdiğiniz ve bildiğiniz bir alana girin:
Hedef kitlenizi belirleyin: Bu aşamada “kim?” veya “kime?” sorusuna cevap vereceksiniz. Hedeflediğiniz kitlenin hayat tarzını meraklarını, hobilerini, değer yargılarını büyüteç altına alacaksınız. Kendinizi, hedef kitleden biri yerine koyacak, onların neyi özlediğini, istediğini anlayacaksınız. Onlar gibi düşünecek, onların okuduğu şeyleri okuyacak, onların gittiği yerlere gideceksiniz. Bu çalışma sizi karavana atışlardan kurtaracak.
Mikro-pazarlamaya önem verin: Yüzlerce yıldır geçerli olan “Müşteri velinimetimdir” ilkesini çağdaş bir anlamda yeniden yorumladığınızda trendi yakalamış olacaksınız. Bu yaklaşım yeni ekonomiye uyum sağlamanıza da katkıda bulunacak. Mikro-pazarlamada (micromarketing) girişimci ile tüketici bire bir anlamda karşı karşıya. Marka bağımlılığı ve sadakatının azaldığı bir dönemde ancak müşterileri tek tek fethetmeyi amaçlayanlar, çıkış yolunu bulabilecek.
Yeri iyi seçin: Yukarıdaki adımları doğru bir şekilde attığınız takdirde “nerede?” sorusunu cevaplamak kolaylaşacak. Biraz ön araştırma, biraz da gözlem gücü, sizin en doğru yerde iş açmanızı sağlayacak. İşin yerinin, hedef kitlenin temel tercihlerine uygun olması şart.
Potansiyel pazarı hesaplayın: Hedef kitleninin harcama gücünü ve olası rakiplerinizi dikkate alarak işin boyutları hakkında fikir sahibi olmaya çalışın.
Denenmiş kurallara uyun:Bir de girişimciliğin yıllanmış ve denenmiş kuralları var. Aşağıdaki kuralları da hep hatırınızda tutmanız gerekiyor: -İşiniz ve aileniz arasındaki sınır çizgisini iyi çekemiyorsanız, yakınlarınızla iş yapmayın. İşin kasası ile kişisel kasanızı da ayırın. -Ortak ve eleman seçiminde, ayna sınavında belirlediğiniz zaaf noktalarınızı güçlendirecek, sizin eksiklerinizi tamamlayacak kişileri tercih edin. -Girişimcilikte satrançta olduğu gibi açılış hamlesi önemlidir. İlk adımı atarken biraz daha hesap-kitap yapın. -İşletme sermayesi ihtiyacını küçümsemeyin. Tüm paranızı kuruluş giderlerine harcamayın. -Türkiye’de yeni bir iş kurma sırasında çok sayıda bürokratik işlem var. Bunları yaparken, sabrınızı ve direncinizi yitirmeyin. Yazının sonuna geldiğinizde “Hepsi iyi hoş ama sermayeyi nasıl ve nereden bulacağız? ” diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Evet sermaye de önemli. Ancak siz trendleri yakaladığınızda, hedef kitlenizi doğru olarak belirlediğinizde, yeni ekonomiyi uyum sağlamayı amaçladığınızda istim arkadan muhakkak gelir.
Kaynak:www.onedergi.com
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder